Kadına şiddet nasıl önlenir? İşte o rapor...

Kadına şiddet nasıl önlenir? İşte o rapor...

Ülkemizde her geçen gün artış gösteren kadına yönelik şiddet tüm vehameti ile tırmanmaya devam ediyor. Eğitimli eğitimsiz, dar gelirli, her gruptan kadının bir biçimi ile tanıştığı cinsiyete yönelik şiddet, toplum olarak kulak tıkayamayacağımız bir sosyal


24 Temmuz 2012 23:14
font boyutu küçülsün büyüsün


Ülkemizde her geçen gün artış gösteren kadına yönelik şiddet tüm vehameti ile tırmanmaya devam ediyor. Eğitimli eğitimsiz, dar gelirli, her gruptan kadının bir biçimi ile tanıştığı cinsiyete yönelik şiddet, toplum olarak kulak tıkayamayacağımız bir sosyal yara…
 
 
Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası (Diyanet- Sen) Araştırma Ekibi tarafından hazırlanan “Kadına yönelik şiddet ve manevi kurtuluş yolları” adlı rapor açıklandı. Rapora göre; Türkiye’de kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor.
 
Birleşmiş Milletler 2011 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri Göstergesi Raporu’nda Türkiye 118 ülke içinde 94. sırada yer alırken Norveç 1, İtalya 24, Birleşik Arap Emirlikleri 30, Suudi Arabistan 56, Kazakistan 68. sırada yer alıyor.
 
İçişleri Bakanlığı’na göre son 7 yılda 'öldürülen kadın sayısı' yüzde 1400 arttı. 2006'dan bu yana kadın ölümlerinin en fazla olduğu yıl ise 2011, bu ölümler 2012'de de artarak çoğalıyor.

Resmi kayıtlara göre her gün 5 kadından 2'si şiddet görüyor ve günde ortalama 5 kadın hayatını kaybediyor.
 
Adalet Bakanlığı verilerine göre ise 2002 yılında 66 olan kadın cinayeti, 2007 yılında bin 77'ye yükselirken, resmi olmayan rakamlara göre de 2009'da bin 126 kadın öldürüldü. Kadın cinayetlerinin önceden belirlenmesinin mümkün olduğuna değinilen raporda kurbanların öldürülmeden önce, eşleri tarafından yoğun şekilde şiddete maruz bırakıldıklarının görüldüğüne işaret edildi.
 
GİDEREK ARTAN ŞİDDET BİLANÇOSU
 
Türkiye'de yaşayan kadınların dörtte biri fiziksel şiddete uğramaktadır. Şiddete uğrayan kadınların dörtte üçü eşi tarafından şiddete maruz kalmaktadır. Cinayet sonucu ölen kadınların çoğu eşi tarafından öldürülmektedir.
 
Başka bir araştırmadaysa, kadınların yüzde 58'inin yalnızca kocalarından, nişanlılarından, erkek arkadaşlarından ve erkek kardeşlerinden değil, kadın akrabalar da dâhil olmak üzere kocalarının ailesinden de aile içi şiddete maruz kaldığını ortaya koymaktadır.
 
Bir grup orta ve üst sınıf kadının yüzde 63,5'unun cinsel tacizin bir türüne maruz kaldığı bulgusuna ulaşılmıştır.
 
Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan Bursa şehrindeki halk sağlığı merkezlerinde yapılan bir araştırmaysa, kadınların yüzde 59'unun şiddet kurbanı olduğunu ortaya koymuştur.
 
Kadın Derneklerinin 1990 ile 1996 yılları arasında 1.259 kadın arasında yürüttüğü bir araştırmadaysa, kadınların yüzde 88,2'sinin bir şiddet ortamında yaşadığını ve yüzde 68'inin kocaları tarafından dövüldüğünü göstermiştir.
 
Ankara'da yapılan başka bir kadın araştırmasına göre, kadınların yüzde 64'ü eşlerinden, yüzde 12'si ayrıldıkları eşlerinden, yüzde 8'i birlikte yaşadığı erkeklerden ve yüzde 2'si de eşlerinin ailesinden şiddet görmektedir, yüzde 60'ı ise eşlerinin kendilerine tecavüz ettiğini söylemiştir.
 
ŞİDDETE UĞRAYAN KADIN “SAKLIYOR”
 
Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ulusal basına verilen bilgiye göre 2010 yılının ilk 7 ayında Türkiye’de kadına karşı işlenen suçlarda büyük artış yaşandığı anlaşılmaktadır. 2010 yılının ilk 7 ayında 226 kadın cinayete kurban gitmiştir.
 
Aynı dönem içinde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar kapsamında 478 kadın tecavüze uğramış, 722 kadın taciz edilmiş, aile içi şiddet kapsamında 6423 kadın şiddete maruz kalarak hastanelik olmuştur.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 30 artış meydana gelmiştir.
 
Buna göre; 2006’da 528, 2007’de 473, 2008’de 577, 2009’da 652 kadın tecavüze uğrarken,
2006 yılında 489, 2007 yılında 540, 2008 yılında 589, 2009 yılında 624 cinsel taciz olayı yaşanmıştır.
 
2005–2010 yılları arasında, 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırı sonucunda mağdur olmuştur. Mağdur kadınların yüzde 40’ı hiç şikâyetçi olmamıştır. Kadınların korktukları için şikâyetçi olamadıkları da istatistiklere geçen bilgiler arasındadır. Şikâyetçi olmayan mağdur kadınların oranını yüzde 40 olarak tahmin ediliyor ki, bu oranı göz önüne alırsak yukarıdaki (TÜİK)     istatistiksel verilerin ancak gerçeğin yarısını ortaya koyduğunu göstermektedir.
 
RAKAMLAR KAYGI VERİCİ
 
İçişleri Bakanlığı'nın son 3 aylık verilerine göre, bir günde 167 ailede şiddet yaşanıyor. 2011'deki 95 bin 742 vakada ise 98 kadın öldü. Şiddet mağdurlarının yüzde 82'sini kadınlar, yüzde 12'sinin erkekler, yüzde 6'sını ise çocuklar oluşturdu. 85 bin 172 kadın, 6 bin 558 erkek ile 4 bin 12 çocuk "mağdur" olarak emniyete başvurdu. Rakamlara meydan gelen 95 bin 742 aile içi şiddet vakasının; 16 bin 494'ünü yaralama, 18 bin 418'ini aile fertlerine kötü muamele, 141'ini eziyet, 26'sını fuhşa zorla teşvik, 136'sını cinsel saldırı, 67'sini cinsel taciz, 317'sini hürriyetten yoksun kılma gibi olaylar oluşturdu. İçişleri Bakanlığı verilerine 2012'nin ilk üç ayında 14 bin 987 aile içi şiddet vakası yansıdı. Böylece bir günde 167 saatte 7 aile içi şiddetin meydana geldiği ortaya çıktı.
 
ŞİDDET KADIN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
 
Şiddete maruz kalmanın uzun zamanlı fiziksel, ruhsal ve üreme sağlığı ile ilgili sorunlara yol açmaktadır. Annelerine uygulanan şiddete tanık olan çocuklarında ruh sağlığı bozulmaktadır. Ayrıca şiddete tanık olan çocuklar da şiddet uygulayıcıları haline gelmektedirler. Şiddete uğramak kadınlarda birçok ruhsal hastalığın oluşumunu tetiklemektedir.
 
Depresyon, şizofreni ve iki uçlu bozukluk gibi birçok ruhsal hastalıklar kadınlarda daha sık görülmektedir. Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve korkular başta olmak üzere anksiyete bozuklukları ve depresyon gibi toplumda sık görülen bazı ruhsal hastalıklar kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Kadınlar erkeklerden üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda depresyon erkeklerden iki kat daha sıktır.
 
DİYANET-SEN’DEN MANEVİ KURTULUŞ ÖNERİLERİ
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni politikaları ile kız çocukları eğitimle ülkeye kazandırılmalı, meslek sahibi olmaları yönünde pozitif teşvik uygulanmalı.
 
İlköğretimin ikinci kademesinde aile ve kadının ailedeki değeri ve vazgeçilmezliği hakkında
dersler olmalı veya en azından bu noktada bütün okullarda MEB tarafından zorunlu olarak sınıflarda toplumun çekirdeğinin aile, onun mimarının da kadın olduğu anlatılmalı…
 
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadın merkezli politikalarını artırarak özellikle kamuoyunda bilinç meydana getirmeli.
 
Çalışma hayatındaki kadının koşulları iyileştirilmeli.
 
Diyanet İşleri Başkanlığımız toplumumuzu tehdit altına alan bu sosyal yara ile mücadele konusunda imamlara yeterli bilgiyi vermeli. İl ve ilçe müftülükleri bünyesinde oluşturulacak birimlerde uzman kişiler imamlara bu konuda yeterli bilgileri aktarmalı. İmamlar ise bunu bulundukları bölgelerdeki camilerde ailelere kadının değeri hakkında telkinlerde bulunmalı.
 
Aile içi sorunlardan kaynaklanan boşanmaları önlemek için ise yine Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yer alan imamlar aktif rol almalı. Emniyet, Sosyal Uzman’ın yanı sıra oluşturulan ekiplerde Din Görevlileri (imamlara) da görev verilmeli.
 
Toplumumuzda son yıllarda artan bu kaosla beraber manevi eğitimin önemi bir kez daha ortaya çıkmakta. Manevi eğitimin güçlü bir şekilde verildiği İmam Hatip Liseleri’nde Peygamber Efendimizin (SAV) örnek hayatında öğretildiği gibi, kadına verilen kıymet bu vesile ile yeniden hatırlanmalı ve O’nun bu güzel sünneti esas alınmalıdır.
 
Ailede özellikle anneler çocuk yetiştirirken daha dikkatli olmalı. Unutmamalılar ki, gelecek kuşakların erkeklerini bugünün genç anneleri yetiştirecektir. Bu bakımdan en büyük görev annelere düşmektedir. Çocuklarını milli manevi değerler üzerine, ahlaki prensiplerle yetiştirdikleri takdirde bu tür meselelerin kendiliğinden çözüleceği gözlenecektir.
 
Bugün için Milli Eğitim Bakanlığı okullarda, İl ve ilçe belediyeleri ise, her fırsat ve platformda aile seminerleri düzenleyerek günümüz ailelerini bilinçlendirici kampanyalara ağırlık vermelidir.







Bu haber 3,062 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış






http://www.milligazete.com.tr/images/logo.png http://www.milligazete.com.tr Milli Gazete Son Dakika RSS Haber Servisi

Anket

Ahmet Davutoğlu AK Parti'ye lider olabilecek mi?
  • Evet, olur
  • Hayır, olamaz
  • Biraz zor
  • Bir seçim yaşamalı
  • Erdoğan varken imkansız
  • 2015 seçiminden sonra
  • İcraatlarına bağlı
  • Reformlarını görelim sonra
  • Karizmatik olunmaz doğulur
  • Fikrim yok

En Çok Okunanlar