Ömer Lütfi Kanburoğlu

www.haberdemeti.com

Ömer Lütfi Kanburoğlu


26 Temmuz 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Holding Terörü!..


Türkiye son yıllarda holdingler için yasal cennet haline geldi; tazminat davalarında mahkemeye başvururken yatırılan ücretlerin çok yüksek olması sıradan vatandaşın hak arama yollarını en baştan kapatıyor.
Vatandaşın maddi imkânları yüksek olsa ve bu harçları karşılasa dahi hukukumuzdaki "sebepsiz zenginleşme" ilkesi yüzünden insanlar basit tazminatlara mahkûm oluyor.

Hatırlayınız, Kızılay kan merkezinden aldığı kan ile hastanede aids olan Urfalı Işıkgöz ailesine bu devlet 35.000 TL tazminat ödedi; Müzeyyen Işıkgöz yıllarca aids hastalığından süründü, çocuğu aids oldu vefat etti, kimse yüzüne bakmadı ve sonunda kendisi de acılar içinde bu dünyadan göçtü. Sorumluları ceza bile almadı. Bu dramın tazmini için 35.000 lira yetiyordu, adalete göre… Oysa Müzeyyen Açıkgöz'ün kullanmak zorunda kaldığı ilaçların bile tanesi 5.000 liraydı. İnsanın, insan olanın söyleyebileceği tek şey kalıyor; Allah en kısa zamanda belanızı versin…

Milyonlarca Müzeyyen Açıkgöz var bu ülkede, hiç birinden bir diğerinin haberi bile yok.
Sorumsuz sorumluların hatası yüzünden yok olan bir aileye bile 35.000 lira tazminata hükmediyorsa bu adalet, olmasa da olur…

Holding Cenneti: Ülke, parası olanın para bastığı bir matbaa haline geldi; telekomünikasyon şirketiniz varsa her faturaya bir gerekçe ile 1 lira ekliyorsunuz vatandaş fark edip itiraz edene kadar topladığınız parayı kamyonla taşısanız ancak götürürsünüz. 
Bankalar hesap işletim ücreti, kart ücreti, ATM makbuz ücreti, SMS parası, kendi hesabınıza para yatırırken havale masrafı diye abuk subuk kırkbin türlü ücret alıyorlar. Aslında kısaca özetlersek utanmasalar "bankanın önünden geçtin" diye para alacaklar…

Fark etsen ne olacak?: İnsanlar holdinglerin kendilerinden tırtıkladıkları bu paraların çoğunu fark etmiyorlar bile; fakat müşteri sayısını düşündüğünüzde, örneğin iki milyon kişiden ayda 5 lira kestiğinizi düşünün, paraya bak…

Peki, diyelim ki sizden haksız yere kesilen bu parayı fark ettiniz, ne yapabilirsiniz? 

Muhatabınızı arayıp bağırıp, çağırıp paranın iadesini isteyebilirsiniz. Bahse konu para 3 veya 5 lira olduğu için genelde kimse böyle işlerle uğraşmaz, diyelim ki uğraştınız muhatabınız o parayı size iade eder ve önümüzdeki ay tekrar keser, siz sinir hastası olursunuz; bu gene iyi bir örnek…

Çoğu, sizi muhatap bile almaz, konuşacak kimseyi bulamazsınız; Tüketici Mahkemesine gidersiniz mahkemeniz yaklaşık 9 ay sonra sonuçlanır ve parayı size iade ederler, hepsi bu…
Adam parayı çatır çatır kesiyor, milleti soyuyor ama sizin yapabileceğiniz en iyimser ihtimalle parayı 9 ay sonra geri almak; ceza bu olunca kimse uğraşmıyor, kaderine razı oluyor, tek yapabildiği devlete, sorumlularına ve yetkililere "Allah belanızı versin" diyerek bela okumak ve devlete düşman olmak…

Sorumlu Sorumsuzlar: Bankalar müşterilerine attıkları SMS'in bedelini gene müşterilerinden tahsil ediyorlar. Müşteri bankadan gelen SMS'leri iyi bir şey zannediyor ama holdinglerin halkı soymak için bulduğu yöntemlerden sadece biri bu SMS'ler. 

Bakıyorsunuz Bilim Sanayi Teknoloji Bakanı Nihat Ergün bankaların müşterilerine SMS atarak bundan para kazanmasını eleştiriyor ve şikâyet ediyor. Sanırsın ki muhalefet milletvekili; beyefendi, bu konuyu düzeltmek istiyorsanız yasa çıkartmak bir haftanızı alır.

Hatta bu konu ile ilgili özel yasa çıkarmanıza gerek yok; vatandaşın tazminat davalarına ulaşmasının önünü açın, sebepsiz zenginleşme ilkesini kaldırın, hatayı yapan kurum ödesin bir milyon dolar tazminat, onu da hatayı yapan geri zekalıya rücu etsin bakalım ne oluyor?

Bakkal Mehmet amca beni arayabiliyor mu?
Mahallenizin bakkalı Mehmet amca sizi gece yarısı telefonunuzdan arayıp "benim bakkalımdan alış veriş edin, benim ürünlerimi kullanın, benden peynir alırsan yanında yarım kilo da sucuk veriyorum" diyebiliyor mu?

Veya kasap Cafer banyoda traş olurken sizi arayıp "abi ucuzluk yaptım, iki kilo kuşbaşı alırsan bir kilo kıyma da benden" diyebiliyor mu?

Diyemiyor değil mi? 
Savcılığa bir dilekçe verseniz adamı ertesi günü "taciz etmek" suçundan derhal içeri atarlar.
O zaman arayan holding olunca ne değişiyor?
Niye beni arıyorsun arkadaş?
Ben senin müşterin değilim, senden hiçbir şey almamışım; telefonumu nereden buldun? 
Toplantıdayken, otobüsteyken, tuvaletteyken, banyo yaparken, traş olurken, kuafördeyken ne diye insanları rahatsız ediyorsun?
Bakkal Mehmet, kasap Cafer beni arayamıyor ama sen nasıl arıyorsun, senin ayrıcalığın paranın çok olması mı?

Sonuç gene tazminat davaları: Bunu engellemek için özel yasa çıkarmak mümkün değil, bunları demokratik ülkelerde halletmenin tek yolu tazminattır. Adama bir dava açar 50 milyon dolar kazanırsınız bir daha sizi değil holding, hiç kimse arayamaz.

Ama demokratik ülkelerde böyle oluyor, bizim gibi ülkelerde ise vatandaş elbirliği ile soyulurken bir yandan da sorumlu sorumsuzlar sanki sorumlu olan kendileri değilmiş gibi sürekli şikâyet ediyor.

Kendilerine bir kez daha hatırlatmak isteriz ki makam ve mevkiler şikâyet yeri değil icraat yeridir. Şikâyet edeceksen yapacağın tek şey var, istifa etmek…

 

www.haberdemeti.com

 









Bu yazı 3,329 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları






http://www.milligazete.com.tr/images/logo.png http://www.milligazete.com.tr Milli Gazete Son Dakika RSS Haber Servisi

Anket

Ahmet Davutoğlu AK Parti'ye lider olabilecek mi?
  • Evet, olur
  • Hayır, olamaz
  • Biraz zor
  • Bir seçim yaşamalı
  • Erdoğan varken imkansız
  • 2015 seçiminden sonra
  • İcraatlarına bağlı
  • Reformlarını görelim sonra
  • Karizmatik olunmaz doğulur
  • Fikrim yok

En Çok Okunanlar