Mustafa Kılıç

www.haberdemeti.com

Mustafa Kılıç


8 Ocak 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Kara Devrim


Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Ömrümüzden bir yıl daha eksildi… Her sene yılbaşında yaşananlar insanların içini sızlatır derecede. Bir kısmı ismine her ne kadarda ‘eğlence’ dese de eğlenceden yakından uzaktan alakası olmadığını net bir şekilde görmek mümkün. Bu ‘eğlencenin’ hayatımıza sessiz sedasız girmesi popüler kültür denilen olgudan kaynaklandığını biliyoruz. Popüler kültür adı altında kendi öz değerlerimizden gittikçe uzaklaşıyoruz. Bu uzaklaşma öyle bir uzaklaşma ki ruhumuz bile duymuyor… Farkında olmadan genlerimize işleyen/işletilen bu popülizm bizi bizden alıp farklı yaşam tarzlarının içine hapsediyor. Bu yaşananları ‘kansız ve acısız’ şekilde yapılan sessiz bir devrime benzetiyorum. Ama bu Emine Şenlikoğlu’nun dediği gibi ‘Beyaz bir Devrim’ değil tam aksine insanlığı karanlığa hapsedecek bir devrim. Yani ‘kara devrim’…

 

Bu popülist kültürün baş mimarını farkında olarak ya da olmayarak evimizin baş köşesine koymuş vaziyetteyiz. Hem de evimizin tüm planını, oturma düzenini ona göre şekillendiriyoruz. 90’lı yıllardan sonra evimizin başköşesine koyduğumuz ‘Te-le-viz-yon’dan bahsediyorum. Televizyon, hayatımızın her alanına hatta hayatımızın merkezine oturmuş durumda. Bir akraba veya komşumuzu ziyarete gideceğimiz zaman bile Televizyon programlarına göre planlar yapmamızı bize ‘emreden’ televizyon…

 

Evet, bu televizyon popüler kültürü ya da kültür yozlaşmasını en kolay şekilde benimsetebilecek bir güce sahip. Televizyon, sizi farkında olmadan kendi kölesi yapma, istenileni size benimsetme ve hayatınızın merkezine yerleştirebilme gücüne sahip. Sizin muhakeme gücünüzü de elinizden alma kudretine sahip bir alet… Eğer bir toplumu değiştirmek ve dönüştürmek istiyorsanız medyanın bilakis televizyonun gücünden faydalanmanız yeterlidir. Bu iletişim aracının insanın üzerinde bıraktığı etkinin haddi hesabı yoktur.

HEDİYELEŞME

Türkiye kültürü ile yakından uzaktan alakası  olmayan ‘Noel’ kültürünü bile bize benimsetmeyi başarmış durumda. Yeni yıla günler kala bir alışveriş çılgınlığına şahit oluyoruz. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Hediyeleşme sünnetini bile ‘Noel’e monte etmeyi başardılar. ‘Noel’i hediyeleşme günü olarak görmeleri sağlandı. Batılı, hakla süsleyip afiyetle yediriyorlar bize…

Uyanalım artık!

Ben derim ki, televizyon size ve ailenize hükmetmesin siz ona hükmedin. Ancak o zaman kendi benliğinizden öz değerlerinizden uzaklaşmazsınız…

 

****************************

 

BATILILAŞTIRMA SEVDASI

Şimdi size bu ‘Noel’ hakkında küçük bir bilgi vereyim. Noel, Almanca ‘kutsal gün’ anlamına gelmektedir. Hıristiyanlarca bu kutsal güne, Türkiye’de kabul görmesi için ismi ‘yılbaşı’ olarak uyarlanmış. İsmi değişse de ‘kutlama’ şeklinde pek de farklılıklar bulunmadığı yılbaşının rezalet görüntülerinden anlamak mümkün. Türkiye’de merkez medya ve bazı ülke yöneticileri sayesinde neredeyse “millî bayram” haline getirilmiş durumda. İslam dini açısından birçok önemli gün ‘tatil’ ilan edilmezken, ‘Noel ya da yılbaşı’ adı altında yapılan çeşitli ‘eğlenceye’ özel bir tatil günü belirlenmiş. Mesala; Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlı olan gece… Hz. Muhammed (SAV), müminlerin o günün gecesini ibadetle geçirmesini tavsiye ediyor. Bu tavsiyeye uyan, sabahlara kadar ibadet eden müminler sabahleyin devletin ‘tatil’ kıyağından mahrum edilirken ‘Noel’ adı altında İslam ve Türk kültüründen yakından uzaktan bir alakası olmayan gün ise her yıl ‘milli tatil’ ilan ediliyor. Bu durumda maalesef ki birilerinin Batı için ve Batı’ya ait değerler için kendini feda edecek durumda olduğunu görüyoruz. Türk milletine asırlardır batılılaştı / batılılaşacak diye ölümüne mücadele verdirilmektedir. Bunun için harcanan eforu “İslamlaşmak, insanlaşmak” için verseydi, bugün batı, medenîleşmek için bizi örnek alıp onun için mücadele verecekti…

 

MERKEZ MEDYAYA SORULAR

Noel’in ne İslam’da ne de Türk kültüründe hiçbir yerinin olmadığını biliyoruz. Fakat sanki özel bir projeyle -ki bu bir özel proje- Türk halkına zorla benimsetilmeye çalışılıyor. Birkaç kanal hariç nerdeyse tüm televizyon kanallarında ‘yılbaşı eğlencesinin’ sabaha kadar ekranlarda olduğuna şahit oluyoruz. Avrupa bile bu günün Türkiye’de önemsendiği kadar önemsemiyor ‘Noel’i… bizim insanımız kendi öz değerinden çok batıya merak saldığı için bu güne olması gerekenden çok önem verdiğine şahit oluyoruz.

İslam kültürüne gelince ‘Laik’ İslam dışı kültürlere gelince ‘modern’ kesilen sözüm ona merkez medyaya şunları söylemeden geçemeyeceğim;

—Yılbaşına olduğundan fazla önem veren merkez medya, neden Müslüman kültüründe bulunan güzide gün ve gecelere bu kadar önem vermiyor acaba?

—Yılbaşı gününe özel dizi bölümleri, özel eğlence programları ve daha nice özel programlar hazırlayan merkez medya, neden Kutlu Doğuma, Miraç Kandiline, Regaip Kandiline, Beraat kandiline ve Kadir gecesine bu kadar ‘laik’ duruyor?








Bu yazı 2,336 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları






http://www.milligazete.com.tr/images/logo.png http://www.milligazete.com.tr Milli Gazete Son Dakika RSS Haber Servisi

Anket

Ahmet Davutoğlu AK Parti'ye lider olabilecek mi?
  • Evet, olur
  • Hayır, olamaz
  • Biraz zor
  • Bir seçim yaşamalı
  • Erdoğan varken imkansız
  • 2015 seçiminden sonra
  • İcraatlarına bağlı
  • Reformlarını görelim sonra
  • Karizmatik olunmaz doğulur
  • Fikrim yok

En Çok Okunanlar