Cihat Başerli

www.haberdemeti.com

Cihat Başerli


17 Temmuz 2012
font boyutu küçülsün büyüsün

TAYYİP ERDOĞAN'IN DOST VE GÜVEN ARAYIŞI...


Bugünlerde, gündemin en önemli konusu TAYYİP ERDOĞAN-NUMAN KURTULMUŞ görüşmesi ve ufukta görünen AKPARTİ-HAS PARTİ birleşmesi. Bu duruma ilişkin yorumlar ve yorumsuz tavırlar, hareketler piyasaları en fazla meşgul eden konuların başında geliyor. Herkes bir şey söylüyor, meseleyi kendine göre veya kendi penceresinden yorumluyor. Bu yorumlara bakıyorum da çoğu reel politik iktidarın (TAYYİP ERDOĞAN iktidarının) önümüzdeki birkaç senesine ilişkin yorumlardan öteye geçmiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi senaryoları, TAYYİP ERDOĞAN'ın yaklaşmakta olan 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi kendi partisine yakın isimleri partisine kazandırma girişimleri ve cumhurbaşkanlığını daha rahat kazanmaya dönük manevralar olarak değerlendiriliyor.

 

Bence durum bundan farklı: Örneğin NUMAN KURTULMUŞ, Tayyip ERDOĞAN İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Fazilet Partisi İstanbul İl başkanı olan Tayyip ERDOĞAN'ın dünya görüşü olarak halefi olan bir şahsiyet. İkisi de NECMETTİN ERBEKAN'ın talebesi. Hocanın yanında yetişmiş, siyasete MİLLİ GÖRÜŞ çizgisiyle başlamış, zamanla ufak tefek ayrılıklar sonrası ocaktan uzaklaşmakla birlikte hareketlerinin özü itibarıyla yerli ve milli hareketler ve partiler kurmuş kişiler.. Sadece bir kısım yöntem ve yorum farkından öteye geçmeyen farklar var aralarında. Onlar da şu ustalık döneminde teferruattan öteye gitmeyen konular. Bugün HASPARTİ, AKPARTİ'den ne kadar farklı şeyler söyleyebilir ki siyasette var olabilir? Bana ikisinin arasındaki farkı sayın deseler bariz bir şey söyleyemem. Sadece AKPARTİ'de TAYYİP ERDOĞAN fenomeni ve karizmasının olduğunu görürüz. O'da Türkiyeyi aşıp dünyaya yayılmış bir ün ve liderlik özelliği, Allah vergisi. Gerçekten TAYYİP ERDOĞAN siyaseti çok iyi biliyor. AK PARTİ kadroları için, maalesef aynı şeyi söyleyemem. Çoğumuz oyumuzu TAYYİP ERDOĞAN'a verdik son 3-4 seçimde. Hangi bakan, milletvekili çok iyi deseniz parmakla sayılacak kadar az sayıda. İllerde seçim zamanı insanlar AK PARTİ liderine verdi oylarını genelde.. Yoksa seçmenlerin çoğu, milletvekillerinden şikayetçidir.. Konuyu dağıtmadan, aynı gelenekten gelen biri, kendini her türlü ispatlamış TAYYİP ERDOĞAN'la, kimsenin aleyhinde kötü bir şeyler söyleyemediği ve aslında sempati duyduğu fakat TAYYİP ERDOĞAN olduğu için oyunu ona veremediği NUMAN KURTULMUŞ, bir araya geliyor ve birleşmeye karar veriyorlar. Bu, Türkiye'nin önümüzdeki 10-15 yılı ve geleceği için mutlak yapılması gerekli bir çalışma. Aynı çizginin insanları, AKPARTİ bünyesinde tekrardan buluşup kaynaşmak zorunda. Ayrılıktan bir fayda doğmuyor çünkü.. Milli GÖRÜŞ geleneği AK PARTİ'de ağırlık kazanıyor yavaş yavaş, kadrolar yenilenecek, tazelenecek, gençleşecek diyebiliriz bu birleşmeyle. Zaten AK PARTİ'nin acilen böyle bir şeye ihtiyacı vardı. Başbakan bunu gördü. Eski dostlar, belli bir davanın adamları bir araya geliyor safları sıklaştırıyor sadece.. Geleceğin Türkiyesini kurmak için birleşip bütünleşiyor. Bu, olması gereken kaçınılmaz bir durumdu. İnşallah da olacak. Hepimizin özlemi ve beklentisiydi. Dağınık vaziyette etkisiz olan değil, güç birliği içerisinde daha güçlü,belli bir hedefe inanmış,kilitlenmiş insanlar topluluğu. AK PARTİ genlerini, hücrelerini yeniliyor bu sayede. İktidarın yıpranmışlığı, yorgunluğu, yolsuzluklarını aşmak için böyle bir hamle gerekliydi. İktidar tatmamış ve daha idealist insanlar topluluğu, kadrolar gerekliydi AKPARTİ'ye. Parti tüzüğündeki 3 dönemden sonra ara verme maddesi de AKPARTİ'nin yenilenmesine, gençleşmesine imkan sağlayacak. Tebrikler TAYYİP ERDOĞAN'a. Birkez daha siyaseti ve futbolu çok iyi bildiğini ve takım oyununun nasıl oynandığını gösteriyor herkese. Karizmatik olduğu kadar takım oyununu ve paslaşmayı çok iyi bilen ve sonunda da skor üretebilen bir lider, halk adamı. Gerektiği zaman gerektiği hamleyi yapabiliyor. Tahminime göre, bundan sonra SÜLEYMAN SOYLU'yu da kadrosuna dahil edecektir. Yine, BBP tabanından ve MHP'den de aynı gaye için ortak hareket edebileceği yeni insanları, Kemalist ve statükocu olmayan soldan da, birilerini transfer edebilir önümüzdeki günlerde. Transfer sezonu başladı yani siyasette. Kadrolar güçlendiriliyor.

 

FETHULLAH HOCA NİYE GELEMİYOR?


 

AK PARTİ'yle, MİT kriziyle somutlaşan, en son da ÖYM'ler yüzünden ciddi fikir ayrılıkları yaşayan cemaatle 2002'den beri sürdürülen ittifaka birileri nifak tohumları ekmeye devam ediyor. Cemaatin, AK PARTİ ile arasını açmak, hatta tamamen bozmak isteyenler, bu dönemde senaryolarını uygulamaya koydular. Bu duruma maalesef bilerek ya da bilmeyerek birçok cemaat mensubu,gazetesi, medyası ve TV'si alet oluyor. Aslında, durum çok tehlikeli bir hal almaya başladı. AK PARTİ ile cemaat arasında ciddi fikir ayrılıklarına yol açan bu tür olayların dış güdümlü ve içerideki uzantıları vasıtasıyla, özellikle emniyet ve yargı üzerinden provakatif eylemlerle sürdürüldüğü görülüyor. Bu, iki tarafın da hayrına olan bir durum değil. Herkesin elini başının arasına alıp bir kez daha düşünmesi, son 10 yılda kazandıkları ve kaybettiklerini görmesi lazım. Türkiye'nin nereden nereye geldiğine iyi bakmalılar. Değişim ve siyasi iktidarın oluşmasında cemaatin desteğinin büyük olduğunu düşünüyorum. Yine bu dönemde cemaatin kadrolaşma ve faaliyetlerinde, tarihinin zirvesini yaptığını da görüyoruz. Bu dönemde cemaat uluslararası bir boyut kazanıp dünyaya açıldı. Böyle bir özgürlük ortamı Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir döneminde görülmedi. Bunları görmemek körlüktür ve insafsızlıktır. Tüm bunlara rağmen bu son dönemde cemaatin, niçin AKPARTİ ile iktidar mücadelesine girmeye kalkıştığını anlayabilmek çok zor. Herkes sadece kendi işini yapsa ya. Cemaat cemaat işlerini sürdürecek, siyasetçi de devleti yönetecek. Bu oyunun senaristleri, CIA, MOSSAD, ABD ve İsrail gibime geliyor. Cemaati şu an AK PARTİ'ye karşı kullanma girişimleri çok belli.. Bu da Ergenekon gibi bir şey aslında. HASAN SABBAH'ın fedaileri gibi birilerinin, TAYYİP ERDOĞAN'a ve en güvendiği kadrolara karşı kullanılmasına karşı uyanık olmak, oynanan oyunu görmek ve basiretli davranmak gerektiğini düşünüyorum. .Cemaat mensuplarına bir de olaylara dışarıdan, başka gözlüklerle bakmalarını tavsiye ediyorum. Aidiyet duygusuyla her şeyi göremeyebiliyorsunuz. Bu her yapı için geçerlidir.


 

Yine ben, Fethullah Hocanın ABD tarafından istem dışı orada zorla tutulduğunu, Türkiye'ye gönderilmediğini düşünüyorum. ABD'ye gitmek ve orada faaliyetlerini sürdürebilmek ABD menfaatleriyle çelişmediği sürece mümkündür. Bu da bir çok noktada ABD ile mecburi işbirliğine girmek, çok büyük risk almak demektir. Örneğin cemaat dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi ABD'de büyük bir okullaşma süreci yaşamaktadır. Dünya sisteminin ,siyonizmin hamisi ABD, tüm bunlara müsaade ediyor, destek veriyorsa, ondan daha fazlasını almadan bu müsadeyi kimseye vermez. Veriyorsa da, bu durumda Cemaat mi ABD'yi kullanıyor, ABD'mi cemaati kullanıyor sorusuna muhatap olursunuz? Her zaman büyük balığın küçük balığı yuttuğu görülmüştür.. ABD ile aynı çuvala girmek çok tehlikeli bir oyundur.. Hocanın ABD'de kalması, orada olması cemaatin kontrolünü zorlaştırıyor. TAYYİP ERDOĞAN,  FETHULLAH HOCA'yı Türkiyeye bu yüzden davet ediyor, artık gel diyor. Hocanın uzakta olması cemaatin kontrolünün kimde olduğu noktasında şüphelere yol açıyor ve yapı büyüdükçe de müthiş bir kontrolsüzlük oluşuyor. Bu durumda birileri çok rahat meydanda cirit atabiliyor, AK PARTİ ve cemaatin birbirine düşmesi için elinden geleni yapıyor.. Bu yüzden, cemaat adına bir çok yanlışlar yapılıyor ve sonrada cemaate mal ediliyor, cemaat günah keçisi ilan ediliyor. Birçok yanlışı da cemaat ısrarla niyeyse sahipleniyor. Özeleştiri yolunu denemiyor. Kendinin dışındakileri suçluyor. Bunu en son ÖYM 'lerle alakalı cemaatin yayın organlarında son 2 aydır yapılan yayınlarda görebiliyoruz. Sanki aylardır ÖYM'ler kaldırılacakmış, bütün darbe davaları bitecekmiş, AK PARTİ ayağına balta vuruyormuş gibi yayın yaptı gazeteleri, TV'leri cemaatin.. Kamuoyu bilerek yanlış yönlendirildi. Yasa çıktı. Baktık,hiç öyle değil, darbe davaları aynen devam ediyor, sadece yanlış yapan hakim ve savcılar traşlandı bir miktar o kadar. HSYK'nın kadro yapısı değişmediği sürece bu kanuni değişiklik sadece traştan ibaret kalır bence ve hükümet kalıcı bir çözüm bulamamıştır bu konuda. Yapılan düzenlemeyle, 12-13 tane ilde daha yeni ÖYM'ler kuruldu ve bunların hakim ,savcı atamasını yine HSYK yaptı ve yapmaya devam edecek. Peki ne değişti? Hiç.. Sadece ÖYM'lerin sayısı arttı sistem yine aynı. Cemaatin yaptığı yayınlar hava da kaldı. Peki bu yanlışlar son dönemde niye yapılıyor? Bunların sorgulanması ve bunlardan dersler çıkartılması gereklidir. Cemaatten olmayıp ta cemaatten görünenlerin sayısı da oldukça arttı bu dönemde. Onların yanlışlarını da savunur hale gelmek cemaate kamuoyu önünde puan kaybettiriyor.


BÜROKRASİDE DEĞİŞİM ŞART!

 

AK PARTİ iktidarı 10 yıldır siyaseten iktidarda fakat bürokrasinin birçok noktasında hala kendi sağlam ve öz kadrosunu kuramamış, oluşturamamış durumda, belli yerleri sanki hep belli kesimlere bırakmış ve bunlar zaman zaman AK PARTİ'nin ayağına kurşun sıkıp duruyorlar. İlla MİT krizi yaşanınca mı anlaşılacak bazı şeyler? Bunların başında da yargı ve İçişleri geliyor. Umarım bu olaylardan ders alınır ve NUMAN KURTULMUŞ'la gelecek kadroları, bürokraside doğru değerlendirirler ve bazı yanlışları düzeltirler. Bürokrasideki bu hantallık, yolsuzluk ve keyfi yönetime yol açmak suretiyle yapılan yanlışlar AK PARTİ'nin eksi hanesine yazılmaktadır. TAYYİP ERDOĞAN olmasa o makamlarda o kimseler olamazdı, bunu bu kişilere hatırlatmak lazım sık sık. Kerameti kendilerinde gören birçok bürokrat koltuklarında keyif sürmeye devam ediyor maalesef. Bunların çoğu da zahmet çekmeden, bedavadan, emeksiz şekilde koltuk kapmış insanlar, bedel ödememiş çoğu. Bu durumdan yola çıkılarak, önümüzdeki dönemde bürokraside yeni bir yapılanma ve kadrolaşma da gereklidir AKPARTİ iktidarı için. Kısaca daha birçok gelişme olacak gibi görünüyor ilerleyen günlerde.

 

www.haberdemeti.com 








Bu yazı 3,806 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (1)
  • Darbe Karşıtı / 10 Temmuz 2013 11:53

    Darbe Marşıtı

    Aynen Ak Parti iktidarının bürokrasiye getirdiği ama Ak Parti ye bırakın faydasını sürekli zararı olan pısırık,çözüm üretemeyen,Ak Partiye destek veren kimselerle merhaba etmeyen,malüm çevrelere kendini kabul ettirmeye çalışan,duruşu olmayan çok kimse var.Zor zamanda hemen ray değiştiren bu basiretsizlerden en kısa zamanda kurtulmak lazım.




Bu yazarın diğer yazıları






http://www.milligazete.com.tr/images/logo.png http://www.milligazete.com.tr Milli Gazete Son Dakika RSS Haber Servisi

Anket

Ahmet Davutoğlu AK Parti'ye lider olabilecek mi?
  • Evet, olur
  • Hayır, olamaz
  • Biraz zor
  • Bir seçim yaşamalı
  • Erdoğan varken imkansız
  • 2015 seçiminden sonra
  • İcraatlarına bağlı
  • Reformlarını görelim sonra
  • Karizmatik olunmaz doğulur
  • Fikrim yok

En Çok Okunanlar